rabbim şükür sana FATMA 58

Hakkımda

tüm arkdşları bekliyorum islamı bilgileri payaşmak adına,EDEPLE GELEN,LUTÜFLA UĞURLANIR.


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv

Kategoriler


Arkadaşlarım


ahsennur
mehmetdemir
bedraka
affeyleallahim
beyzadem23
mnelam
cennetkokusu
beyzanur57
kardelen99
dolunayayazi
aydanur42
vuslatagecis2
koaksiyel
teksin sabri
dusunceufuklarinda
saadi
ezelinur23
isrin58
beyza99
dualarile
sema42

ayet sözü

Hamd ederim Allah'a ki, her sey O'nun azameti önünde küçük kalmistir. Hamdederim Allah'a ki her sey O'nun izzeti karsisinda zelîldir.Hamd ederim Allah'a ki her sey O'nun mülk ü saltanatina boyun egmistir. Hamd ederim Allah'a ki, her sey O'nun kudretine teslîm olmustur.


Tarih: 01:42, 7/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ARAF SÜRESİ


Tarih: 12:54, 6/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

ARAF SÜRESİ

 

 

 

 


Tarih: 12:51, 6/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

HADİS-İ ŞERİF

Hazreti Abdullah İbn Ömer (radıyallâhu anhüma)’dan rivayet edildiğine göre,
Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) Efendimiz bir sefere çıkarken biniti üzerine oturunca önce üç defa tekbir getirir, sonra şu ayeti okur ve akabinde şöyle dua ederdi:

“Bunları bizim hizmetimize veren Cenâb-ı Hakk’ı tesbih ve takdis ederiz; O yüceler yücesidir, her türlü eksiklikten münezzehtir. Allah lutfetmeseydi biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz sonunda Rabbimize döneceğiz.” (Zuhruf, 43/13-14)

Allahım, bu yolculuğumuzda Senden her türlü iyilik, hayır, takva ve hoşnut olacağın ameller istiyoruz. Allahım, bu seyahatimizde bize kolaylıklar ihsan eyle, mesafeleri bize yaklaştır. Allahım yolculuk boyunca yegâne koruyucumuz ve geride kalan aile fertlerini görüp gözeten vekilimiz Sensin. Allahım, sefer meşakkatinden, çirkin manzaralarla ve üzücü hadiselerle karşılaşmaktan, mal, aile ve çoluk-çocuğun kötü bir akıbete uğramasından Sana sığınırım.

[Müslim, Hac 425. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihad 72; Tirmizî, Daavât 45–46.]


Tarih: 12:37, 6/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

elhamdülillah, yarabbi senden ayırma


Tarih: 15:31, 5/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

GÜNÜN DUASI

Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana.

 FATMA


Tarih: 07:47, 5/5/2008
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

OLMALI İNSAN

HER CANLIDAN FARKLIDIR, ŞUURLU OLAN.
HERŞEYİ DUYAR VE GÖRÜR, ANI YAŞAYAN.
ALİM OLUR, HERŞEYİ GÖRÜPTE DUYAN.
OLMALI GÜZEL SÖZ SÖYLEYEN, ALİM BİR İNSAN.

HER İNSANDAN FARKLIDIR, ALİM OLAN.
GÜÇLÜ VE KUDRETLİDİR, BİLGİYİ KULLANAN.
İSTEDİĞİ HERŞEY OLUR, YETERKİ SABRETSİN CAN.
OLMALI MURADI HAK OLAN, SABIRLI ALİM İNSAN.

HER ALİMDEN FARKLIDIR, SABIRLI OLAN.
KAVUŞUR HAKKINA, SABIRLA GECE GÜNDÜZ ÇALIŞAN.
YOKTUR ASLINDA ZAN, YETERKİ UYANSIN İNSAN.
OLMALI BUNUN FARKINDA; OLMALI İNSAN
.


Tarih: 07:39, 5/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

insan yaradılış gayesini unutmamalı..!!!!

insan yaradılış gayesini unutmamalı bizler hasıl görevimiz nedir onun bilincin de
olamalıyız aksi taktirde boşlukdaki sandalgibiyiz yani uçuruma kürek çekeriz yoksa imandır ruhu besleyen ve yaşamanın kaynagı imanı olmayan insan boş çuvalabenzer ALLAHIN selamı bizimanı bütün kularına RAHMETİ ölmüşlerimizin ruhuna olsun ALLAH CÜMLEMİZDEN razı olsun amin   :FATMA


Tarih: 07:18, 5/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

EĞİTİMLE BERABER GELEN CEHALET

Bu yazı düşünceye davettir

İlkokula başladığımız günü hepimiz hatırlarız. Okul bahçesinde ilk verdiğimiz söz nedir?
“Türküm. Doğruyum. Çalışkanım. İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymaktır.” Hepimiz okul kapılarında verdiğimiz bu milli yeminle hayata adımlarımızı atmıştık. Sonra ne oldu da verdiğimiz bu sözlerin arkasında, en çok da doğruluğun arkasında olamadık?..

Soruların cevabını hep birlikte görelim

Her işin başı eğitim ise, eğitilen ne olmalı; ruhlar mı, beyinler mi, zihniyet mi? “Yoksa sadece din ahlakı ve “her işin başı olan, Allah korkusu mu?”

50 yıl önce yüksek okul mezunları günümüze oranla oldukça azdı. Buna rağmen görgü, saygı, terbiye ve ahlaki değerler gibi toplumu bir arada tutan manevi bağlar, çok daha güçlüydü. Bunun nedenini hiç düşündünüz mü?

Özellikle büyük şehirlerde yaşayan gençlerden, ortalama on kişiden birinin üniversite mezunu olduğu günümüzde, cehaletin, saygısızlığın, riyakarlığın, yalanın ve sahtekarlığın neden bu kadar çok olduğunu hiç düşündünüz mü?

Maneviyatın önüne maddiyat geçtiğinden, ezici rekabetin yarış haline geldiğinden, insanlar neredeyse doğdukları andan itibaren hayata bu telkinlerle adım atıyorlar. Henüz ilkokul sıralarında başlayan ve “güçlü olanın ayakta kaldığı” körpe beyinleri “OKS, LGS, ÖSS” vs gibi sınavlarla, hayata atılmadan önce yarışmayı ve ezici rekabeti öğrenmektedirler.

Üniversiteyi bitirdiklerinde, hızla rekabet ortamına atılan gençleri bekleyen başka bir yarış ise, iş hayatında beklemektedir. Geleceğe hazırlamak adına yapılan bu yarışlarda da, farkında olmadan insanların kişilikleri değişmektedir.

Nerede hata yaptık!..
-Hata eğitimin neresinde?
-Hata okullarda mı?
-Hata insanlarda mı?
-Hata sistemde mi?
-Hata maneviyatın hızla yok oluşunda mı?
-Hata globalleşmekte mi?
-Hata teknolojide mi?

-Hata, bence yaradılıştan hızla uzaklaşmaktadır. Gönderilen hak kitaplar doğrultusunda sistemi kuramamaktadır.
-Hata, Allah’ın gönderdiği hak kitapları tam olarak uygulamayıp, insanların koyduğu kuralları din sayıp uygulamaktadır.
-Hata, maddiyatın ön planda olup, manevi duyguların hızla yok oluşundadır.
-Hata, yaradılış gereği insanların ihtiyacı olan maneviyatın hak kitaplarda değil de, sahte mutluluk vadeden, düşünce akımlarında aramaktadır.


Nerede o eski günler
Günümüzde, “nerede o eski ticaret ahlakı, nerede o eski saygılı ve görgülü insanlar” diye eskiye duyulan özlemin sık, sık dile getirildiğini hepimiz duymuşuzdur.
Bu insanlar hepimizin anaları-babaları veya dedeleriydi. Bunların bir çoğu, orta öğretim veya yüksek okul eğitimi almamışlardı. Hatta bazıları okur–yazar dahi değillerdi. Onlarda olan bu denli görgü, saygı, dürüstlük, efendilik ve mertlik neydi? Bence sadece Allah korkusunu içlerinde tam olarak taşımalarıydı.

Bu durumu ben kendi babamdan bilirim. 40’lı -50’li yılların İstanbul’unu çok iyi bilen babam, sağlığında şöyle derdi: “Nerede o eski İstanbul, Babam bugünkü İstanbul’u görmüş olsaydı, acaba ne düşünürdü…
O zamanlarda, fakir fakirliğinden utanıp kimseye el açamazdı. Zengin ise zenginliğiyle övünmeye utanırdı. Yoksulluğunu kimseye belli etmeyen, onurlu ve sabırlı insanlardan, Yüce Allah Kuran Ayetinde övgüyle bahsetmektedir.

“…İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler…”(Bakara Suresi,273)

Şimdi ne oldu da, yüzümüz kızarmaz oldu?

-Ticarete bakıyoruz, kaçakçılık, sahtekarlık, rüşvet almış başını gidiyor.
-Trafiğe bakıyorsunuz, saygısızlık, hoşgörüsüzlük yollara hakim olmuş.
-Fakire bakıyorsunuz, yüzsüzlük, kıskançlık, özenti, hatta biraz da gurur.
-Zengine bakıyorsunuz, onlarda da ayrı bir yüzsüzlük, acımasızlık, vurdum duymazlık, ve sistem doğrultusunda yapılan meşru hırsızlık. Biraz da görgüsüzlük.
-Eğitimliye bakıyorsunuz, kendini dev aynasında görüyor.
-Eğitimsize bakıyorsunuz, onlarda eğitimliyi dev aynasında görüp, “okumuş adam, ne yapsa doğrudur” önyargısıyla, kendini olabildiğince küçültüyor.

“Bu yazdıklarım da, toplumun bazı kesimlerini ilgilendiriyor.” (Asil ve saygılı insanları, buradan tenzih ederim.)

Peki tekrar soruyorum!..
Biz çocuklarımıza okullarımızda ne öğretiyoruz?
“İlim yuvası olması gereken okullarımızda, farkında olmadan onları sisteme kurban mı ediyoruz.” Evet, bence sisteme kurban ediyoruz.. Her şeyde olduğu gibi, yaradılışa aykırı yaşam seçildiğinde, günümüzde yaşananların tamamı yukarıda anlattığım gibi kendini belli etmektedir. Çünkü Yüce Allah, insanın yaradılışına en uygun yaşam şartlarını, gönderdiği hak kitaplarda apaçık anlatmıştır. Bunun ötesinde bir yaşam tarzı seçildiğinde ise, her işte olduğu gibi eğitimde de çarpık modeller ortaya çıkmaktadır.

Bu model ister dindar kesimden olsun, ister inançsız kesimden. Dinde de Allah sözü olan Kuran dışına çıkıldığında, insanların koyduğu kurallar ön plana çıkmaktadır. Bu da günümüzde yaşanan yanlış din anlayışıyla apaçık ortadadır. Kuran bu konuyu 1400 sene evvel atalarının dini yani, “onlar geleneklere uyarlar” diye haber vermektedir.

“Ne zaman onlara: "Allah`ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler.” (Bakara Suresi, 170)

 

ALINT


Tarih: 07:07, 5/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

PEYGAMBER EFENDİMİZ ( S.A.V ) BUYURDULARKİ :

Peyğamber Efendimiz(s.a.v)Buyurdularki :

Allah'ın Zikrinden Başka Kelamı Çok Konuşmayınız.

Çünkü Allah'ın Zikrinden Başka Kelamı Çok Konuşmak

Kalbi Katılaştırır...

Allah'a Çok Uzak Olan Kimse İse kalbi Katı Olandır.

 

İmam-ı Şafi Dediki :Eger Bir Kimse kalbinin Nurlanmasını

İstiyorsa Malayani Konuşmasın...

 

Malik bin Dinar Dediki : kalbinde Katılık ,Rızkında Darlık

Noksanlık Görürsen ,Bilki Sen Malayani Konuşuyorsundur

 

Ebu Hureyre(r.a) Peyğamber Efendimizden Şöyle Rivayet Ediyor :İnsanların Günahı Çok Olanı ,malayaniyi Çok Konuşandır...

 

Hz.İsa (a.s.) Dediki : Günahı Çok Olanın  Güzelligi Gider.Güzelligi Gidenin Ahlakı Kötü Olur.Ahlakı Kötü Olanda Nefsine Azab Etmiş Olur.

 

Kalbin Basiretinin kapanmasına Üçşey Sebep Olur:

1/ Azalara Günah İşletmek..

2/ Allaha İtaatte Zorlanmak..

3/ İnsanlara Tamahkarlık Etmektir.(Onların Eline Bakmaktır)...


Tarih: 06:46, 5/5/2008
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

<- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->